10 Ekim 2009 Cumartesi

Eski Dost


Travis'i eski bir dost gibi görüyorum: Hayatınızın belli bir döneminde onlara bulaşmışsınızdır, çok sevmişsinizdir ancak hayat koşulları gereği yollarınız ayrılmıştır. Uzun bir süreden sonra tekrar görüşürsünüz ve herşey kaldığı yerden devam eder.

Travis'i ilk kez 2000'li yılların başında Sing ile tanıdım ve o dönem Number 1 tekelli müzik kanallarımızın bu biraz da "bayık" bulduğum şarkıyı sürekli pompalaması sonucu, bu gruptan nefret ettim. Sonrasında Allah'tan Side geldi de, ilişkimizi düzelttik.

Travis, onca albüm, 12 yıl ve bir çok yeni grubu (Başta Coldplay) etkiledikten sonra, 2008'de sessiz sedasız en son albümleri Ode to J. Smith'i çıkardı. Bu albüm, öncelikle bilindik Travis şarkıları dışında daha sert bir tarz barındıran bi albüm oldu. Bunu Travis'in uzun yıllar beraber çalıştığı plak şirketi Independiente'den ayrılması takip edince, albümün pek promosyonu yapılmadı ve her ne kadar albüm Travis'in en iyi işi olarak görülse de (Ki bence de öyle); satış rakamları öncekilere göre daha az seyretti. Satış rakamlarını, matematiği, fiziği umursayan kim?

Grup 1 yılı aşkın süredir, bu albümün turnesinde. Aslında bir nevi konsept albüm olan Ode to J. Smith, 30'lu yaşlarının sonlarındaki grup üyelerinin bence müzik olarak da ne kadar geliştiklerini gösteriyor. Aslında her zaman iyi bir gitarist olmuş Andy Dunlop'ın ilk defa bu kadar kalın ve büyük bir şekilde sololarına yer verilmesi, baterist Neil Primrose'un sakin bir şekilde çalan o davulcudan birden bir rock bateristi haline gelmesi; J. Smith'in en güzel yönleri.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder