24 Ocak 2010 Pazar

David Gilmour - On An Island


David Gilmour'ın dönüş albümü. Kimilerine göre ise kariyerinde sadece üç tane solo albüm üretmiş Gilmour'ın "veda albümü". Ne de olsa üçüncü albüm olan On An Island ile bir önceki albümü About Face arasında tam 22 yıl var. Peki o 22 yılda neler oldu? Hmm..David Gilmour, Pink Floyd'u yeniden birleştirdi, 2 stüdyo albümü çıkardı ve grupla bir sürü konser verdi...Bu konserlerin bir iki tanesini albüm ve film olarak yayınladı. Film demişken, "A Delicate Sound of Thunder" adı verilen bir motorsporları belgeselinde, arkadaşı Nick Mason ile birlikte bulundu. Paul McCartney'nin 1999 albümü Run Devil Run'da gitaristlik yaptı, arada kendi akustik Meltdown Festivali konserlerini verdi, DVD'lerini yayınladı. Bir Pink Floyd best of'u olan Echoes'u yayınladı. Boşandı, evlendi, yeni çocukların sahibi oldu...Aslında baya şey olmuş.

Son albüm gibi hurafeleri bir kenara bırakalım. Ben bu albüm ve sonrasında takip eden konserler sonrası Gilmour'dan ümitliyim, bir albüm daha gelecek en azından. Ama şimdilik On An Island'a bakalım...Albüm, albümün yayınlandığı 2006 yılında 60 yaşına basmış, hayatı zaferler, başarısızlıklar, mutluluk ve mutsuzluklar ile geçmiş; yani her 60 yaşına basmış insan gibi bir hayat yaşamış Gilmour'ın artık sakinleşmiş, dingin; koca Pink Floyd imparatorluğu günlerini geride bırakmış ruh halini çok iyi yansıtıyor. Albüm önce epik bir orkestra-gitar işbirliği olan "Castellorizon" ile açılıyor. Gilmour'ın, o efsanevi tonu ve çalışını bolca duyuyoruz. Sonra, On An Island geliyor. Yine melodik sololar, Graham Nash ve David Crosby'nin katkıda bulunduğu vokaller...The Blue'da iyice dinginleşiyor ve kendinizi denizde bir öğleden sonra geçiriyor gibi hissediyorsunuz. Take A Breath; babanın sanki Floyd sonrası rahatlama şarkısı, sert bir parça: Artık rahatım, soluklandım diyor sanki. Takip eden parça Red Sky At Night'ta, Gilmour, birkaç yıldır çalıyor olduğu saksafondaki yeteneklerini dinleyici ile paylaşıyor, hiç de fena değil. This Heaven, "Gilmour"ize edilmiş bir blues. Burada sağlam bir Les Paul tonuyla bahşediyor usta, kulaklarımızı. Ama bence albümün en güzeli, kapanış parçası "Where We Start". Usta, şarkıda ölümden, hayatı bitirmekten bahsediyor. Albümün son şarkısı olmasından dinlerken korkmuyor değilim "Acaba gerçekten son albümü mü, bir veda parçası mı bu?" diye. Ama enfes solosundan kendimi alamıyorum.

On An Island, ben İngiltere'de olduğum dönemde yayınlanmış bir albüm. İlk dinlediğimde albüm çok sarmamıştı beni ama sonradan tutulmuştum. Ne zaman "The Blue"yu dinlesem, yurt odamda oturup o dönem okuduğum şehir olan Bournemouth semalarını izleyişim ve arkada yine bu parçanın çaldığı anlar aklıma gelir. O dönem albümü benle paylaşan, Yunan arkadaşım Nick'e de, artık her neredeyse, buradan teşekkür etmek isterim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder