3 Nisan 2010 Cumartesi

Barış Manço ve Cem Karaca


Barış Manço ve Cem Karaca, maalesef isimleri sürekli bazı yüzeysel "Anadolu rock"çılar (hepsi değil bazıları) tarafından kullanılan insanlar. Cem Yılmaz'ın "Dadaloğlu" ve "efil efil" kelimeleriyle dalgasını geçtiği kadar olan bu insanlar yüzünden şu an bu iki insanın önünde bir sürü bariyer var ve bu bariyerler, Türk rock ve yer altı müziğiyle ilgili birşeyler öğrenmek isteyen genç insanların bu iki insana ulaşmasını veya bu iki insan hakkında önyargılı düşüncelere sahip olmasına yol açıyor.

Bizim sözde Anadolu rockçılar, sadece ve sürekli Barış Manço, Cem Karaca, Erkin Koray, Dadaloğlu, Aşık Veysel gibi gerçekten önemli değerlerimize kendilerini kapatadursunlar, Manço ve Karaca gibiler ise miraslarını hem bu topraktan hem de inanılmaz bir Batı rock müziği dağarcığından alıyorlar, bunu görebiliyoruz.

Aşağıda 90'lı yıllarda bizler ufakken TRT'de Perşembe geceleri yayınlanan Barış Manço programı 4x21 DoluDizgin programından bir Cem Karaca söyleşisi var. Babalar, ikisi oturmuş, o kadar hoş bir sohbet gerçekleştiriyorlar ki. Sonra mikrofonu seyirciye veriyorlar ve soruları yanıtlıyor. Bazı sorular felaket ama benim aklımda kalan 2 genç kardeşin, Karaca ve Manço'ya hafif veryansınları...

Ben de çünkü her zaman o iki genç kardeş gibi düşünenlerden ve bunu sürekli belirtenlerdenim. Bu iki güzel insanın 70'lerde yaptıkları efsane müziği 80'ler ve 90'larda yapmadıklarını, tercih etmediklerini, kendilerini tekrar etmemek adına, bence, daha zayıf ve kendi isimlerine yakışmayacak işler çıkardıklarını düşünüyorum.

Videolar kendilerini anlatıyor. (Video miksajında sanırım ses biraz yüksek o yüzden sesleri önceden hafif kısın derim)










2 yorum:

  1. Her halta yorum yazıyorum ama, öncelikle stüdyodaki konuklar muhteşem, ülke adeta bir Doğu Almanya'ymış farkında değilmişiz =)

    Onun dışında da, gerek sunucuların, gerekse mikrofonu eline alanların konuşmalarındaki (bugüne kıyasla) olağanüstü doğallık ve derli topluluk da hayıflandırmadı değil.

    YanıtlaSil
  2. Samimi bir şeyler izlemeyi, dinlemeyi özlemişim. Gelen eleştirileri kabul edip, hak verip gayet olgun cevaplar vermişler. Saçmalamadan da insanları güldürmek mümkünmüş.

    Bir de o yıllarda bile eskiye bir özlem var. Nerdeyse aradan 20 yıl geçmiş. Aynı şeyi şimdi biz söylüyoruz. Demek ki yaşadığımız dönemin olumsuzluklarına sızlanmak yerine olumlu taraflarına ağırlık vermek gerek.

    YanıtlaSil