4 Temmuz 2010 Pazar

Sonisphere Son Gün


Sonisphere'in 3. gün yazısını blog'a koymak için biraz bekledim. Ne de olsa o gün 4 büyük grubu gördük. İşte yorumlar.

Biz gittikten bir süre sonra Anthrax sahnedeydi. Özellikle basçı Frank Bello ve vokalist Joey Belladonna'nın gaza getirmeleri seyircide işe yarayan etkenlerdi. Ayrıca Scott Ian da gaz verme çalışmalarına katıldı ve bir ara çok samimi ve güzel bir konuşma yaptı seyirciye doğru.
Megadeth ikinci gruptu ki bizim kendi aramızda konuştuğumuz, Megadeth'in Slayer'dan önce değil sonra çıkmasıydı. Mustaine sahneye çıktığımda düşünmeden edemedim: "Türkiye'de yani kendi ülkenden çok uzak bir yerde, bir stad dolusu insan, sahneye çıkınca seni deli gibi alkışlıyorsa, sanırım ortada Metallica'yı benden daha çok seviyorlar gibi bir sıkıntı kalmaz insanda" diyiverdim içimden. Ben de dahil birçok insan ne çok beklemiş bu adamları. Dave de sahneye çıktığında o kadar siyahın içinde adeta melekler gibi bembeyaz gömlek giymiş olduğunu gördük. Gitar sololarını Chris Broderick ile yardıra yardıra sürdürdüler. Basçı David Ellefson'ın sahnedeki varlığı, Megadeth'deki ayrılığı sonrası çok iyi geldi.

Slayer, bence Big Four içinde seyirci ile en az diyaloğu kuran adamlardı. Kaptırıp çaldılar, Tom Araya bol miktarda gevrek gevrek sırıttı, Kerry King dil çıkardı. Ses sistemi de kötü olduğundan pek zevk alamadık Slayer'dan.

Tüm bu yaşananlar ve uzun bir soundcheck sonrasında (Derya'nın dediğine göre bas ile ilgili bir sorun varmış ve Rob'un bas teknisyeni gereğinden uzun kalmış soundcheck'te - Gerçi bas sorunu tüm konserler boyunca vardı) Ecstasy of Gold notaları dökülüverdi. Işıklar söndü ve Metallica sahneye çıktı. Creeping Death ile başlayan şarkı listesi sürekli coşkuluydu ama sonlara doğru Master of Puppets, Enter Sandman ve Seek and Destroy ile gaz tavan yaptı. Fuel ile çalışmaya başlayan sahne yanı alev makinaları, her çalıştığında sağda boş bırakılmış koltuklarda oturan güvenlikler sürekli kaçıştılar. Konserde James ve Lars tekrar geleceklerini söylediler. Bunun nasıl bir etki yarattığını tahmin edersiniz.
Ve James. Yıllardır kötü çocuk ve maço imajını sürdürürken artık yaşın ilerlemesi mi 2001'deki rehabilitasyon etkisi mi ne derseniz diyin ama James olgun ve daha mutlu bir adamdı. Ancak karizma ve koskoca stadı tek başına idare etme yeteneği açısından hiçbirşey kaybetmeyerek hatta çok daha fazla kazanarak.

Ve seyirci. Normalde böyle konserlerde Türk seyircisine çok kızar, bol bol küfür sallarım. Çünkü Clapton gibi, Knopfler gibi nice devlerin konserini köfte kuyruklarında, bira sıralarında harcamıştır bu seyirci. Konser izleme adabı yoktur. Bu lafımı dün İnönü'de yuttum. Seyirci dün muhteşemdi. Kameraya çekmediğime yandığım muazzam Meksika dalgası, şarkılara edilen eşlikler. Arada yine denyoluk yapan, herkesin önüne geçip kafa mafa sallamadan öküz gibi sahneye bakanlar, orada müzik çalınırken bira peşinde olanlar vardı. Ama bu olayı gölgeleyemediler.

Sonisphere festivali ve yazıları bu kadar...Gelecek sene Bon Jovi ve Maiden konuşulan headliner gruplar arasında. Şimdiden özellikle Maiden hayalleri kurmaya başladık bile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder